Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Antalya Diplomasi Forumu 2026 kapsamında yürüttüğü yoğun diplomasi trafiğiyle, COP31 sürecine yönelik uluslararası iş birliklerini güçlendirmeye odaklandı. Gerçekleştirilen temaslarda, sıfır atık yaklaşımının küresel ölçekte daha etkin bir uygulama zeminine taşınması ve iklim eyleminin somut çıktılar üretmesi ön plana çıktı.
Sıfır Atık Vakfı, Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonu ve himayelerinde yürüttüğü çalışmalarla, Türkiye’de elde edilen çevresel kazanımları uluslararası platformlara taşımayı sürdürürken; Antalya’daki temaslarda özellikle adil dönüşüm, iklim finansmanı ve dezavantajlı grupların desteklenmesi başlıklarını merkeze aldı.
“Dezavantajlı Gruplar İçin Özel Çalışmalar Yürütülecek”
Ağırbaş, Fransa eski Başbakanı ve COP21 Başkanı Laurent Fabius ile gerçekleştirdiği görüşmede, Sıfır Atık Hareketi’nin 2022 itibarıyla Birleşmiş Milletler nezdinde küresel bir karşılık bulduğunu vurguladı.
Kenya’nın başkenti Nairobi’de yer alan Kibera’daki gözlemlerini paylaşan Ağırbaş, iklim krizinin etkilerinin en çok kırılgan topluluklar üzerinde hissedildiğini belirterek, Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP31) sürecinde bu kesimlere yönelik özel çalışmalar yürütüleceğini ifade etti.
Ağırbaş ve Fabius görüşmesinde, Paris Anlaşması sonrası dönemin en kritik başlığının “uygulama ve hızlandırma” olduğu vurgulanırken, çok taraflı iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiği konusunda mutabık kalındı.
“Artık Vaat Değil, Uygulama Dönemi”
Görüşmeye ilişkin değerlendirmesinde Ağırbaş, sürecin yönünü net şekilde ortaya koydu:
“Artık sadece vaatlerin değil, somut sonuçların ve iklim finansmanının öne çıktığı bir döneme odaklanıyoruz. COP31 ile birlikte gerçek etki üreten bir uygulama sürecine geçmeyi hedefliyoruz.”
COP29–COP31 Sürekliliği Vurgusu
Azerbaycan Ekoloji ve Doğal Kaynaklar Bakanı ve COP29 Başkanı Muhtar Babayev ile yapılan görüşmede ise COP süreçleri arasında sürekliliğin sağlanması öne çıktı.
Taraflar;
• İklim finansmanına erişim
• Gelişmekte olan ülkelerin desteklenmesi
• Enerji dönüşümü
• Döngüsel ekonomi uygulamalarının yaygınlaştırılması
başlıklarında iş birliğinin güçlendirilmesi konusunda görüş birliğine vardı.
Ağırbaş, Azerbaycan ile ortak projelerin somut adımlarla ilerletileceğini vurguladı.
Yerel Kalkınma ve Doğa Temelli Çözümler
Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) yetkilileriyle yapılan görüşmelerde ise arazi, su ve gıda güvenliği arasındaki ilişki ele alındı.
Toplantıda;
• Yerel yönetimlerin rolü
• Topluluk temelli çözümler
• Sıfır atık yaklaşımının arazi üzerindeki baskıyı azaltması
gibi başlıklar öne çıktı.
“Özel Sektör İklim Eyleminin Merkezinde”
Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) Genel Sekreteri John Denton ile gerçekleştirilen görüşmede, özel sektörün iklim eylemindeki belirleyici rolü vurgulandı.
Ağırbaş, yeşil yatırımların artırılması, projelerin finanse edilebilir hale getirilmesi ve ticaretin sürdürülebilir dönüşümü için iş dünyasının sürece daha aktif dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.
COP31: Türkiye İçin Stratejik Dönüm Noktası
Ağırbaş, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un katıldığı panelde yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31’in kritik önemine dikkat çekti:
“COP31, Türkiye’nin iklim diplomasisindeki proaktif rolünü taçlandıracak tarihi bir dönüm noktasıdır. Bu zirve, sadece ulusal hedeflerimize değil, küresel ölçekte sürdürülebilir geleceğe katkı sağlayacaktır.”
Çok Paydaşlı Diplomasi ve Küresel Etki
Antalya Diplomasi Forumu kapsamında yürütülen temaslar, yalnızca çevre politikalarıyla sınırlı kalmayarak;
• sürdürülebilir kalkınma
• iklim adaleti
• kaynak verimliliği
ekseninde şekillenen bütüncül bir yaklaşımın güçlendirilmesine katkı sağladı.
Sıfır Atık yaklaşımının çevresel olduğu kadar sosyal ve ekonomik etkilerine de dikkat çekilen görüşmelerde, uluslararası iş birliklerinin artırılması ve mevcut girişimlerin sahada somut sonuçlara dönüştürülmesi temel hedef olarak öne çıktı.
Küresel Sorumluluk Vurgusu
Antalya’daki diplomasi trafiği, Sıfır Atık vizyonunun ulusal bir çevre politikası olmanın ötesine geçerek küresel bir dönüşüm hareketine dönüştüğünü bir kez daha ortaya koydu.
COP31’e giden süreçte yürütülen bu temaslar, iklim krizine karşı ortak sorumluluk bilinciyle hareket edilmesi gerektiğine dair güçlü bir uluslararası irade beyanı niteliği taşıyor.



