Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Pakistan’ın en büyük gazetesi The Express Tribune için kaleme aldığı yazıda, iklim krizinin giderek derinleşen etkileri karşısında sıfır atık yaklaşımının küresel iklim eyleminin temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Ağırbaş’ın yazısı, Türkiye’nin COP31 Başkanlığı sürecinde sıfır atık, kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi başlıklarının uluslararası kamuoyunda daha güçlü biçimde gündeme taşınmasına katkı sağladı.
Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonu doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Sıfır Atık Vakfı, COP31’e giden süreçte sıfır atık yaklaşımının iklim eylemiyle bütünleşmesine yönelik uluslararası çalışmalarını sürdürüyor. COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu olarak küresel iklim eylemi gündeminde aktif rol üstlenen Ağırbaş, bu süreçte sıfır atık yaklaşımının farklı coğrafyalarda ve uluslararası platformlarda görünürlüğünü artırıyor.
“Doğanın Kusursuz Döngüsünü Model Almalıyız”
Ağırbaş, Batı Avrupa’da ortalamanın 3,05 derece üzerine çıkarak tarihi Haziran sıcaklıklarını ve Güney Atlas Okyanusu’nda eriyerek yok olan bir zamanların en büyük buzdağı olarak bilinen devasa "A23a" buzdağını hatırlattı. Orta Doğu’da yaşanan jeopolitik gerilimlerin ve tedarik zinciri aksaklıklarının küresel pazarlarda yarattığı enerji krizine değinen Ağırbaş, tüm bu gelişmelerin birbiriyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti.
“Bir yanda ısınan bir gezegenin yıkıcı etkilerine, diğer yanda doğanın geri döndürülemez kayıplarına ve kaynak bağımlılığının ekonomilerimizde açtığı derin yaralara şahitlik ediyoruz. Bu üç tablo bize tek bir gerçeği haykırıyor; gelecek, kaynaklar açısından daha verimli, daha döngüsel ve temel düzeyde çok daha az israfa dayalı bir yapıya sahip olmalıdır.”
İnsanlığın her yıl Dünya’nın sunduğu yenilenebilir kaynakları henüz yedinci ayda tükettiğini ve doğal sermayenin 1.7 katının harcandığını ifade eden Ağırbaş, kullanılan malzemelerin yalnızca yüzde 6,9’unun ekonomiye geri kazandırıldığını vurguladı.
Fosil yakıtların hâlâ küresel enerjinin yüzde 80’inden fazlasını karşıladığına ve yıllık 2 milyar tonu aşan kent atıklarının devasa boyutlara ulaştığına dikkat çeken Ağırbaş, “Üretim ve tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmeden, toprağı, ormanları ve su kaynaklarını korumamız mümkün değil. Doğada hiçbir şey boşa gitmez. Bizler de doğanın bu kusursuz döngüsünü model almalıyız.” dedi.
“Amacımız, ‘Atık’ Kavramını Zihinden Tamamen Silmek”
2017 yılında Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde Türkiye’de başlatılan Sıfır Atık Hareketi’nin bugün dünya siyasetine ve sürdürülebilir kalkınma politikalarına yön veren küresel bir modele dönüştüğünü hatırlatan Ağırbaş şunları kaydetti:
“Sıfır Atık sadece bir atık yönetimi veya geri dönüşüm programı değildir. Atık yönetimi, bu hiyerarşinin yalnızca son adımıdır. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonuyla şekillenen temel amacımız; israfı kaynağında önlemek, ürünlerin kullanım ömrünü uzatmak ve ‘atık’ kavramını zihinlerden tamamen silmektir. Yıllık 1 milyar tonu bulan ve küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 8-10’una sebep olan gıda israfını önlemekten, gıda güvencesini sağlamaya; elektronikten tekstile kadar her alanda döngüsel ekonomiyi tesis etmek zorundayız.”
“Kalıcı Başarı; Toplum ve Bireylerin Sahipleneceği, Günlük Hayata Aktarabileceği Pratik Çözümlere Bağlı”
Sıfır Atık yaklaşımının tarladan sofraya tüm tarım ve gıda sistemini kapsadığını belirten Ağırbaş; uygun depolama, taşıma ve lojistik çözümleriyle çiftliklerdeki kayıpların önüne geçilmesinden, evlerde bilinçli tüketim, gıda paylaşımı, kompost ve yeniden kullanım ile gıda israfının önlenmesine kadar bütüncül bir model sunduğunu vurguladı. Bu dönüşümün yalnızca çevreyi korumakla kalmayıp yeni istihdam alanları oluşturduğunu, geçim kaynaklarını iyileştirdiğini ve küresel gıda güvenliğini pekiştirdiğini ifade etti.
Aynı temel prensiplerin plastik, tekstil, elektronik ve sanayinin tüm hammadde kalemlerinde de geçerli olduğuna dikkat çeken Ağırbaş, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:
“Sıfır Atık bize, iklimle mücadelede gerçek bir ilerlemenin yalnızca uluslararası müzakere masalarında sağlanamayacağını hatırlatıyor. Kalıcı başarı; toplumların ve bireylerin sahiplenebileceği, gündelik hayata aktarabileceği pratik çözümlere bağlıdır. Üst düzey politikalar ile saha uygulamaları arasında köprü kurarak, sürdürülebilir kalkınma ile iklim eyleminin el ele yürümesi gerektiğini somut olarak kanıtlıyoruz.”
Rekor seviyelere ulaşan buzul erimeleri, kavurucu yaz sıcakları ve 2021’den bu yana dünyayı sarsan enerji krizleri gibi küresel sınamaların dönüm noktasındaki bir dünyayı işaret ettiğini belirten Ağırbaş; tüm bu baskılara karşı kalıcı bir direnç inşa edebilmenin yolunun atığı daha oluşmadan, kaynağında önlemekten geçtiğini ve bunun en adil, en etkili çevre stratejisi olduğunu vurguladı.



