Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, 17–22 Mayıs tarihlerinde Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen 13. Dünya Şehir Forumu kapsamında AZERTAC’a verdiği röportajda, hızlanan kentleşme ve derinleşen iklim krizine karşı “sıfır atık” yaklaşımının sürdürülebilir şehirlerin inşasında temel çözüm modeli olduğunu söyledi. Ağırbaş, “2050 yılına kadar dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 70’i şehirlerde yaşayacak. Bu nedenle sıfır atık yaklaşımı artık yalnızca çevresel bir tercih değil; sürdürülebilir kentleşmenin zorunlu bir parçasıdır” ifadelerini kullandı.
Sıfır Atık Vakfı, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde yürüttüğü uluslararası çalışmalar kapsamında, sıfır atık yaklaşımını yalnızca atık yönetimi değil; iklim diplomasisi, sürdürülebilir kalkınma, döngüsel ekonomi ve şehir planlaması perspektifleriyle ele alıyor. Türkiye’nin ev sahipliğinde 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek COP31 hazırlıkları sürerken, kentleşme ve iklim ilişkisi küresel gündemin en kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor.
Uzmanlara göre önümüzdeki çeyrek yüzyılda dünya nüfusunun büyük çoğunluğu şehirlerde yaşayacak ve özellikle Asya ile Afrika’daki hızlı nüfus artışı; konut, altyapı, energy ve çevre politikaları üzerindeki baskıyı ciddi ölçüde artıracak. Bu kapsamda Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen 13. Dünya Şehir Forumu, hızlı kentleşmenin topluluklar, şehirler, iklim politikaları ve sürdürülebilir kalkınma üzerindeki etkilerini ele alan en önemli küresel platformlardan biri olarak değerlendiriliyor.
Geleceğin Şehirlerini Belirleyecek Unsurlar
Forum kapsamında Azerbaycan Devlet Haber Ajansı AZERTAC’a konuşan Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, özellikle düşük karbonlu şehirleşme modelleri, kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomi uygulamalarının geleceğin şehirleri açısından belirleyici olacağını ifade etti. Ağırbaş, sıfır atık yaklaşımının yalnızca atıkların geri dönüştürülmesiyle sınırlı olmadığını belirterek; üretim, tüketim, tasarım ve kullanım süreçlerinin tamamını yeniden düşünmeyi gerektiren kapsamlı bir dönüşüm modeli olduğunu vurguladı.
Hızlı Kentleşmenin Ağır Sonuçları
Konut sektörünün küresel emisyonlar üzerindeki etkisine dikkat çeken Ağırbaş, bina ve inşaat sektörünün bugün küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 40’ını oluşturduğunu ve dünya enerjisinin üçte birinden fazlasını tükettiğini söyledi. Ayrıca sektörün her yıl çıkarılan ham maddelerin yaklaşık yarısını kullandığını ve tatlı su kaynakları üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirten Ağırbaş, hızlı kentleşmenin ormanlar, sulak alanlar ve biyolojik çeşitlilik üzerinde ağır sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
Beton gibi geleneksel yapı malzemelerinin yüksek karbon yoğunluğuna sahip olduğuna dikkat çeken Ağırbaş, konut sektörünün 21. yüzyılda kaynak kullanımı ve iklim emisyonlarının en belirleyici alanlarından biri haline geldiğini söyledi. Ağırbaş’a göre çözüm; yapı sektörünün tüm yaşam döngüsünü kapsayan sistematik bir sıfır atık yaklaşımından geçiyor.
Sıfır Atık Anlayışı Sürdürülebilir Kalkınmanın Temel Yapı Taşı
Samed Ağırbaş, “Konutun tüm yaşam döngüsü boyunca; malzeme seçiminden modüler tasarıma, yıkımdan yeniden kullanıma kadar sıfır atık prensiplerini uygulayarak kentsel büyümeyi çevresel tahribattan ayırabiliriz” dedi. Sıfır atık anlayışının yalnızca ortaya çıkan atığı yönetmek değil; atığın oluşumunu kaynağında önlemek anlamına geldiğini vurgulayan Ağırbaş, bu yaklaşımın sürdürülebilir kalkınmanın temel yapı taşlarından biri olduğunu belirtti.
Ağırbaş, sıfır atık paradigmasının konutun tüm yaşam döngüsünü kapsadığunu ifade ederek; üretim ve tasarım süreçlerinde kaynak verimliliği ile sürdürülebilir tedarik zincirlerinin, inşaat aşamasında modüler teknolojiler ve geri dönüşüm uygulamalarının, kullanım sürecinde ise enerji verimliliği ve uyarlanabilir mimarinin ön plana çıktığını söyledi. Yaşam döngüsünün sonunda ise “yıkım için tasarım” yaklaşımıyla yapı bileşenlerinin yeniden kullanılabileceğini belirten Ağırbaş, geleceğin şehirlerinde binaların aynı zamanda birer “malzeme bankası” işlevi görebileceğini ifade etti.
Sıfır Atık, Ekonomik Açıdan da Verimli Modeller Sunuyor
Ekonomik ve çevresel kazanımlara da dikkat çeken Ağırbaş, döngüsel ekonomi uygulamalarının konut sektöründeki “gömülü karbon” sorununa çözüm sunduğunu söyledi. Yapılaşmış çevredeki gömülü karbonun 2050 yılına kadar yüzde 75’e kadar azaltılabileceğini belirten Ağırbaş, sıfır atık uygulamalarının yalnızca çevresel değil; ekonomik açıdan da uygulanabilir ve verimli modeller sunduğunu ifade etti. Ayrıca konut sektöründe sıfır atık çözümlerinin yaygınlaşabilmesi için iklim finansmanının kritik rol oynadığını vurguladı.
COP31 Sürecinde Önemli Bir Politika Perspektifi
Röportajının sonunda Samed Ağırbaş, “Kentleşme kaçınılmazdır. Ekolojik bozulma ise değildir. Konutlara yönelik sıfır atık yaklaşımı, birincisini sağlarken ikincisinden nasıl kaçınabileceğimizi gösteriyor” ifadelerini kullandı.
Sıfır Atık Vakfı tarafından ortaya konulan bu yaklaşım, COP31 sürecinde şehirleşme, sürdürülebilir altyapı, döngüsel ekonomi ve iklim direnci başlıklarının küresel ölçekte daha güçlü şekilde ele alınmasına yönelik önemli bir politika perspektifi sunuyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde hızlanan kentleşmenin çevresel etkilerini azaltmaya yönelik bu modelin, önümüzdeki dönemde uluslararası iklim müzakerelerinde daha fazla yer bulması bekleniyor.



