Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, GYODER Gayrimenkul Zirvesi’nde yaptığı kapsamlı değerlendirmelerde, gayrimenkul sektörüne yönelik iklim dostu, sıfır atık uyumlu ve sürdürülebilir üretim çağrısında bulunarak, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 sürecinin öncelik alanlarına dikkat çekti. Ağırbaş, erişilebilir konut, sürdürülebilir şehirler ve küresel ölçekte güçlendirilmiş iş birliklerinin, yeni dönemin temel yapı taşları arasında yer aldığını vurguladı.
Sıfır Atık Hareketi’nin kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde küresel ölçekte ivme kazanan sıfır atık yaklaşımı, Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma vizyonunun merkezinde konumlanmaya devam etmektedir. Bu güçlü vizyon doğrultusunda faaliyetlerini sürdüren Sıfır Atık Vakfı, çevre, şehircilik ve iklim politikalarının bütüncül bir perspektifle ele alınmasına katkı sunmaktadır.
Gayrimenkul sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getiren ve bu yıl 20’ncisi düzenlenen GYODER Gayrimenkul Zirvesi’nde açılış konuşmasını gerçekleştiren Ağırbaş, sektörün yalnızca fiziksel yapılar üretmekle sınırlı olmadığını vurgulayarak, “Gayrimenkul sektörü bildiğiniz üzere sadece yapı üretmez, yaşam üretir, şehirlerin karakterini şekillendirir ve gelecek kuşakların çevresel kaderini belirler. Bu nedenle bugün burada konuştuğumuz her metrekare aslında karbon bütçemizin, doğal kaynaklarımızın ve sosyal dayanıklılığımızın bir yansımasıdır” ifadelerini kullandı.
“Kalıcı Adımlar Gayretindeyiz”
Konut üretiminin küresel ölçekte stratejik bir başlık olduğuna işaret eden Ağırbaş, Sıfır Atık Vakfı’nın bu alanda sürdürülebilir ve erişilebilir modeller geliştirmeye odaklandığını belirterek, “Biz başta Sıfır Atık Vakfı olarak Vakfımızın Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin vizyonu ve Sayın Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum’un liderliğinde, konut üretimi ile alakalı nasıl bir model izleyebiliriz ve insanların erişilebilir konuta ulaşması ile alakalı ne gibi kalıcı adımlar atabiliriz, bunun gayreti içerisindeyiz” dedi.
COP31’de “Sahada Karşılık” Vurgusu
Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ağırbaş, sürecin yalnızca diplomatik bir platform değil, aynı zamanda uygulanabilir sonuçlar üreten bir eylem zemini olması gerektiğini ifade ederek, “COP31, yani Birleşmiş Milletler’in Taraflar Konferansı, bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya’da yapılacak. Dünyanın 197 ülkesinin bir araya geleceği bu toplantıda 100 binden fazla isim Türkiye’de bir araya gelecek ve burada alınacak kararların uygulanabilir olması, ölçülebilir olması ve sahada karşılığının olabilmesini ümit ediyoruz” diye konuştu.
“Ulaşılabilir Konut Devlet Tarafından Sağlanmadığında Gecekondu Mahalleleri Oluşuyor”
Uluslararası temasları kapsamında edindiği saha deneyimlerini aktaran Ağırbaş, erişilebilir konut meselesinin küresel ölçekte derinleşen bir sorun olduğuna dikkat çekerek, “Kenya’nın başkenti Nairobi’de 1 milyondan fazla insanın yaşadığı bir gecekondu mahallesinde, insanlarla birebir temas kurduk, sorunlarını dinledik. Orada şunu gördük; ulaşılabilir konut devlet olarak sağlanmadığı zaman ne yazık ki ülkelerde gecekondu mahalleleri oluşuyor” değerlendirmesinde bulundu.
COP31 Sürecinde Kapsayıcılık Ön Planda Olacak
COP31 sürecinde kapsayıcılığın güçlendirilmesine özel önem verdiklerini ifade eden Ağırbaş, “Özellikle dezavantajlı grupların COP31 toplantısına katılımını önemsiyoruz. Ortaya koyduğumuz finansman modeli ile o bölgelerde yaşayan insanların toplantılara katılımını sağlayacak bir model geliştirdik.” dedi. Washington’da Dünya Bankası ile gerçekleştirilen temaslara da değinen Ağırbaş, “Dünya Bankası ile yaptığımız görüşmelerde, özellikle dünyada erişilebilir konut üretimi ile alakalı daha fazla çalışılması gerektiğine dair mutabık kaldık” ifadelerini kullandı.
İklim Meselesi ve Sıfır Atık Perspektifi
İklim krizinin küresel ölçekte tüm insanlığı doğrudan etkileyen bir mesele olduğunun altını çizen Ağırbaş, “İklim meselesi ülkede yaşayan 86 milyonu, dünyada yaşayan 8 milyardan fazla insanı ilgilendiren bir mesele. Bu nedenle tüm paydaşları sürece katarak, ortak aklı esas alan bir yaklaşım benimsiyoruz” dedi. Sıfır Atık Hareketi’nin ulaştığı küresel etkiyi de değerlendiren Ağırbaş, “Sıfır atık hareketi Anadolu topraklarından başladı ve bugün dünyanın 193 ülkesinde karşılık bulan bir harekete dönüştü. Bugün dünyanın neresine giderseniz gidin sıfır atık dediğiniz zaman akla Türkiye geliyor” şeklinde konuştu.
Küresel atık krizine ilişkin çarpıcı veriler paylaşan Ağırbaş, “İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre her bir birey ortalama 5 gram plastiği haftada istemeden yutuyor. Daha doğmamış çocukların kanında mikroplastiklere rastlıyoruz. Artık okyanuslarda plastik kıtalarından bahsediyoruz. Atık krizi Dünya’yı aşmış durumda; bugün uzay atıklarını konuşuyoruz.” ifadelerini kullandı. Bu tablonun ciddi sağlık riskleri doğurabileceğine dikkat çeken Ağırbaş, “Bu şekilde devam ederse, mikroplastiklere bağlı hastalıklarda ve kanser vakalarında ciddi artışlar yaşanacaktır. Bu gidişata dur demek zorundayız.” dedi.
Samed Ağırbaş’tan Sektöre Çağrı
Gayrimenkul sektörünün dönüşüm sürecindeki kritik rolüne işaret eden Ağırbaş, “Sizler yapacak olduğunuz konutları sıfır atık uyumlu, iklim dostu ve karbon nötr şekilde inşa ederseniz, Türkiye ve dünya olarak net sıfır emisyon hedefimize çok daha hızlı ulaşacağımıza inanıyoruz” diyerek sektör temsilcilerine güçlü bir çağrıda bulundu.



