Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) Yüksek Düzeyli Enerji Dönüşümü Diyaloğu Toplantısı, enerji dönüşümünün yalnızca temiz enerji kapasitesinin artırılmasıyla sınırlı olmayan, kaynakların korunması, israfın azaltılması ve döngüsel üretim-tüketim modellerinin güçlendirilmesini de kapsayan bütüncül bir yaklaşımla ele alınmasına zemin hazırladı.
22 Eylül’de düzenlenen toplantıda konuşan Sıfır Atık Hareketi Kurucusu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi, iklim krizinin enerji sistemleri üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, enerji dönüşümünün kaynakların verimli kullanımı ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Toplantıda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum da yer aldı. Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ise Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin konuşmasını takip etti ve konuşmanın ardından gerçekleştirilen yuvarlak masa toplantısına katılarak enerji dönüşümünün geleceği, iklim hedefleri ve sürdürülebilir kalkınma başlıklarında değerlendirmelerde bulundu.
Enerji Dönüşümünün Kapsamı Yeniden Ele Alınıyor
İklim krizinin etkilerinin giderek daha görünür hale geldiği bir dönemde gerçekleştirilen toplantıda, temiz enerjiye geçişin yanı sıra enerji talebinin azaltılması, kaynakların verimli kullanılması ve üretim-tüketim süreçlerinin yeniden değerlendirilmesi konuları da gündeme geldi.
Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi, toplantının ardından yaptığı paylaşımda, iklim krizinin enerjiye bakış açısının yeniden ele alınmasını zorunlu kıldığını belirterek, Sıfır Atık yaklaşımının bu dönüşüm açısından güçlü bir yol gösterici olduğunu belirtti.
“İklim krizinin etkilerini her geçen gün daha derinden hissediyoruz. Doğanın üzerindeki yük giderek artıyor. Bu tablo, enerjiye bakışımızı değiştirmemiz gerektiğini açıkça gösteriyor.”
“Bununla birlikte kaynaklarımızı koruyan yeni bir anlayışa da ihtiyacımız var. Sıfır Atık, bu dönüşüm için güçlü bir yol gösterici. Döngüselliği esas alarak kaynakların değerini korumayı ve yeniden sisteme kazandırmayı mümkün kılıyor. Türkiye, yenilenebilir enerji kurulu gücünde Avrupa’da 5’inci, dünyada ise 11’inci sırada. 2035’e kadar güneş ve rüzgar kurulu gücümüzü 120 bin megavata çıkarmayı hedefliyoruz. Bu ilerleyişi, Sıfır Atık anlayışıyla güçlendirmeye devam ediyoruz. Kasım ayında ev sahipliği yapacağımız COP31’in de bu çabayı daha da ileriye taşıyacağına inanıyorum.”
İstanbul’dan Antalya’ya Uzanan Küresel Sıfır Atık Gündemi
Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi, haziran ayında İstanbul’da gerçekleştirilen 2. Uluslararası Sıfır Atık Forumu’na da değinerek, forumun küresel ölçekte ortak hareket etme iradesinin güçlü bir örneği olduğunu ifade etti. 183 ülkeden 120 bakan ve 7 binden fazla katılımcıyı bir araya getiren forumun, atıksız bir dünyanın ortak iradeyle ulaşılabilir bir hedef olduğunu gösterdiğini belirten Erdoğan, sıfır atık yaklaşımının iklim eylemiyle bütünleştirilmesinde uluslararası iş birliklerinin önemine dikkat çekti.
Enerji dönüşümünün yalnızca enerji üretim teknolojilerindeki değişim üzerinden ele alınmaması gerektiğini vurgulayan Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi, üretim ve tüketim biçimlerinin de dönüşümün merkezine alınması gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu nedenle enerji dönüşümü meselesini yalnızca ‘Nasıl daha fazla temiz enerji üretebiliriz’ sorusuyla sınırlandırmamalıyız. Meseleyi önce ‘Neden daha çok enerji üretmek zorundayız?’ sorusuyla ele almalıyız. Şapkamızı önümüze koyup kaynaklarımızı nasıl kullandığımızı ve sınırsız tüketim alışkanlıklarımızın sonuçlarını düşünmemiz gerekiyor.”
Tüketim Alışkanlıklarının Dönüşümü İklim Eyleminin Parçası
Sürdürülebilir bir geleceğin yalnızca teknolojik dönüşümle değil, tüketim kültürünün yeniden şekillendirilmesiyle de mümkün olabileceğine dikkat çeken Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi, tek kullanımlık ürünler etrafında şekillenen tüketim anlayışından uzaklaşılması gerektiğini ifade etti:
“O nedenle bizim birincil meselemiz, tek kullanımlık ürünler etrafında şekillenmiş kullan-at kültüründen uzaklaşmak olmalıdır. Hepimizin refahı ve nesiller arası adalet için uzun ömürlü ve dayanıklı ürünler etrafında şekillenecek bir sürdürülebilirlik kültürüne geçmeliyiz.”
Birleşmiş Milletler tarafından Uluslararası Sıfır Atık Günü kapsamında yürütülen çalışmaların da israfın farklı boyutlarına dikkat çektiğini hatırlatan Erdoğan, gıdanın üretiminden tüketiciye ulaştırılmasına kadar geçen süreçte kullanılan enerjinin israfla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
COP31’de Sıfır Atık İçin Uygulama Odaklı Yaklaşım
Türkiye’nin 2017 yılında başlattığı Sıfır Atık Hareketi’nin bugün küresel ölçekte karşılık bulan bir yaklaşım haline geldiğini belirten Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi, döngüsel atık yönetiminin kaynakların korunması ve enerji sektöründeki emisyonların azaltılması bakımından sunduğu imkânlara dikkat çekti.
Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi, sıfır atık yaklaşımının COP31 sürecinde daha ileri taşınması gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu:
“Bu nedenle sıfır atık yaklaşımını, kasım ayında ev sahipliğini yapacağımız COP31’in eylem gündemi kapsamında daha da ileri taşımayı arzu ediyoruz. Çünkü sıfır atık, üretimden tüketime kadar her alanda gerçek bir dönüşümün kapısını aralayan en güçlü yoldur.”
Samed Ağırbaş: “Emine Erdoğan Hanımefendi’nin Vizyonunu Daha İleriye Taşımayı Sürdüreceğiz”
Toplantıyı takip eden Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, enerji dönüşümü ile kaynak yönetiminin birlikte ele alınmasının iklim eyleminin sahadaki karşılığını güçlendireceğini belirtti.
Ağırbaş, Sıfır Atık Vakfı’nın çalışmalarını Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda sürdürdüğünü ifade ederek şu açıklamada bulundu: “COP31’e giden süreçte, Onursal Başkanımız Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin ortaya koyduğu Sıfır Atık vizyonunu iklim eyleminin somut uygulama alanlarından biri olarak daha ileriye taşımayı sürdüreceğiz.”
Sıfır Atık yaklaşımının yalnızca atıkların toplanması, ayrıştırılması ve geri kazanılmasıyla sınırlı olmayan, üretimden tüketime kadar bütün sistemi dönüştürmeyi hedefleyen bir anlayış olduğuna dikkat çeken Ağırbaş, enerji dönüşümüyle kaynak yönetiminin birlikte ele alınmasının iklim eyleminin sahadaki karşılığını güçlendireceğini belirtti.



