Samed Ağırbaş, Daily Sabah’a Yazdı: “Sıfır Atıktan COP31’e: Yaşam Biçimimizi Yeniden Düşünmek”
Basında Biz07 Eyl 2026

Samed Ağırbaş, Daily Sabah’a Yazdı: “Sıfır Atıktan COP31’e: Yaşam Biçimimizi Yeniden Düşünmek”

Yazar

COP31 Press Office

Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Daily Sabah gazetesinde yayımlanan “Sıfır Atıktan COP31’e: Yaşam Biçimimizi Yeniden Düşünmek” başlıklı yazısında, Türkiye’nin sıfır atık yaklaşımının iklim eylemi ve döngüsel ekonomiyle kesişen yönlerini ele aldı.

Ağırbaş, COP31’e giden süreçte iklim krizine karşı kalıcı sonuçlar elde edebilmek için üretim ve tüketim alışkanlıklarının yanı sıra kaynakların kullanım biçiminin de yeniden değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Yazısında iklim krizine yönelik küresel tartışmaların çoğunlukla emisyon azaltımı, sıcaklık artışları ve enerji dönüşümü üzerinden şekillendiğini belirten Ağırbaş, ihtiyaç duyulan dönüşümün kaynakların yönetiminden günlük yaşam pratiklerine kadar daha geniş bir alanı kapsadığını vurguladı.

Türkiye’nin COP31 yolunda ortaya koyduğu yaklaşımın yalnızca emisyonların azaltılması üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine işaret eden Ağırbaş, kaynak verimliliğinin artırılması, sürdürülebilir üretim ve tüketim modellerinin yaygınlaştırılması ve döngüsel ekonominin güçlendirilmesinin iklim eyleminin önemli bileşenleri olduğunu ifade etti.

“İklim krizi hakkında konuştuğumuzda, konuşma genellikle karbon emisyonlarına, yükselen sıcaklıklara ve enerji geçişine yöneliyor. Ancak ihtiyacımız olan değişim bu konuların çok ötesine geçiyor. Kullandığımız kaynaklar, ürettiğimiz ürünler, tükettiğimiz malzemeler ve geride bıraktığımız atıkların tümü, gelecek nesillere aktaracağımız dünya için sonuçlar doğuruyor.

Bu nedenle, Türkiye’nin COP31 yolunda ortaya koyduğu vizyonun yalnızca emisyon azaltımıyla tanımlanmaması gerektiğine inanıyorum. İklim eylemi aynı zamanda günlük yaşamımızda ve ekonomilerimizde kaynakları kullanma biçimimizi yeniden gözden geçirmekle de ilgilidir. Daha az tüketmeli, sahip olduklarımızı daha iyi kullanmalı, kaynak verimliliğini artırmalı ve alternatif malzemelerde yeniliği teşvik etmeliyiz. Ayrıca döngüsel ekonomiyi de güçlendirmeliyiz. Ancak bunların hiçbiri gerçekleşmeden önce, zihniyet değişikliğine ihtiyacımız var.”

Ağırbaş, Sıfır Atık Hareketi’nin bu dönüşümün mümkün olduğunu ortaya koyan önemli bir örnek olduğuna işaret ederek, hareketin yalnızca atıkların toplanması ve geri dönüştürülmesine odaklanmadığını; atığın oluşumunu önlemeyi, kaynakları korumayı ve tüketim alışkanlıklarını dönüştürmeyi esas alan daha geniş bir anlayışı temsil ettiğini belirtti.

Sıfır Atık Hareketi’nin 2017 yılında Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin liderliğinde başlatıldığına dikkat çeken Ağırbaş, Türkiye’den doğan bu yaklaşımın zaman içerisinde uluslararası alanda karşılık bulduğunu ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 30 Mart’ı Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan etmesinin bu küresel karşılığın önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade etti.

Ağırbaş, “Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 30 Mart’ı Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan etme kararı, bu vizyonun küresel düzeyde önemli bir tanınmasıydı. Ancak bu, bundan sonra ne olacağı sorusunu da gündeme getiriyor. Bence artık o noktaya ulaştık” dedi.

Sıfır Atık Yaklaşımı Üretimden Tüketime Tüm Sistemi Kapsıyor

Ağırbaş, sıfır atık anlayışının yalnızca atıkların ortaya çıktıktan sonra yönetilmesine dayanan bir yaklaşım olarak ele alınamayacağını belirterek, ürünlerin tasarımından üretimine, kullanım sürecinden kullanım ömrünün sonuna kadar bütün döngünün dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Bu dönüşümün yalnızca ulusal politikalarla sınırlı kalamayacağına işaret eden Ağırbaş, çevre politikalarının toplumun günlük yaşamında karşılık bulmasının ve yerel ölçekte uygulanabilir hale gelmesinin önemine dikkat çekti:

“Sıfır atık artık sadece bir atık yönetimi sorunu olarak ele alınamaz. Bir ürünün tasarımından ve üretiminden başlayarak, kullanım ömrünün sonuna kadar tüm yaşam döngüsüne bakmalıyız. Bu, daha az kaynak kullanmak, ürünleri daha uzun süre kullanımda tutmak, yeniden kullanım ve geri dönüşümü artırmak ve atığı çevreye ulaşmadan önce kaynağında önlemek anlamına gelir.

Bu yaklaşım, gelecekteki çevre politikasının merkezinde olmalıdır, ancak değişim yalnızca merkezi politikalardan kaynaklanamaz. Bir politika ancak insanlar onu görüp günlük yaşamlarında uygulayabildiklerinde anlam kazanır. Bu nedenle, ulusal politika ile yerel eylem arasında çok daha güçlü bir bağlantıya ihtiyacımız var. Mahalleler, okullar, belediyeler, işletmeler, üretim tesisleri ve vatandaşların hepsinin oynayacağı bir rol var.

İçişleri Bakanlığı ile iş birliğimize önem vermemin nedenlerinden biri de budur. Yerel kapasitenin güçlendirilmesi, çevre politikalarının sahada sonuç vermesine yardımcı olur. Uluslararası düzeyde, Dünya Ekonomik Forumu ile iş birliğimiz, hem Türkiye’nin deneyimini paylaşmamıza hem de diğer ülkelerin deneyimlerinden öğrenmemize olanak tanır.”

Türkiye’nin sıfır atık alanında elde ettiği deneyimin uluslararası boyutuna da değinen Ağırbaş, İstanbul’da gerçekleştirilen Sıfır Atık Forumu ve İstanbul Sıfır Atık Festivali’nin bu yaklaşımın farklı toplum kesimleri ve ülkelerle buluşmasında önemli bir rol üstlendiğini belirtti.

Ağırbaş, “Türkiye’nin sıfır atık çalışmaları artık kendi sınırlarıyla sınırlı değil. İstanbul’da gördüklerimiz belki de bunun en açık örneklerinden biridir” diyerek etkinliklerin kapasitesine vurgu yaptı:

“5-7 Haziran tarihlerinde düzenlenen Sıfır Atık Forumu, 183 ülkeden 5.000’den fazla katılımcıyı İstanbul’a getirdi. Bu rakamlar önemli, ancak forumda yaşananlar daha da önemli. Sadece bildiğimiz çevre sorunlarını tekrarlamak için bir araya gelmedik. Yeni ortaklıkları, finansman mekanizmalarını ve uluslararası politika iş birliğini güçlendirmenin yollarını tartıştık.

Aynı dönemde düzenlenen İstanbul Sıfır Atık Festivali, 1 milyondan fazla insanı ağırlayarak daha da geniş bir kitleye ulaştı. Benim için bu, başka bir önemli mesaj taşıyordu. Çevre politika, insanlara ulaştığında en büyük etkiyi yaratır. Sıfır atık, ancak günlük yaşamın bir parçası haline geldiğinde kalıcı bir dönüşüm olabilir.”

İstanbul, Küresel Çevre ve İklim İş Birliğinde Köprü Rolü Üstlenebilir

İstanbul’un Türkiye’nin sıfır atık deneyiminin uluslararası ölçekte paylaşılması açısından önemli bir merkez olabileceğini belirten Ağırbaş, kentin farklı coğrafyalar, kültürler ve paydaşlar arasında kurduğu bağlantının çevre ve iklim gündemine de taşınabileceğini ifade etti.

“Türkiye, sıfır atık konusunda önemli bir deneyim biriktirdi, ancak bir sonraki adım bu deneyimi daha geniş bir kitleyle paylaşmaktır. İstanbul, çevre ve iklim diplomasisi için küresel bir merkez olma potansiyeline sahip. Yüzyıllardır şehir, kıtaları, kültürleri ve medeniyetleri bir araya getirdi. Bugün, küresel çevre gündeminin farklı bölümlerini de bir araya getirme fırsatına sahip. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü desteği ve Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin liderliğinde Türkiye’den uluslararası bir vizyona dönüşen Sıfır Atık Hareketi, bu konuda İstanbul’a özel bir sorumluluk yüklüyor. Bu nedenle amacımız, İstanbul’u sadece sıfır atığın tartışıldığı bir şehir haline getirmek değil. Politikaların geliştirildiği, deneyimlerin paylaşıldığı ve yeni uluslararası ortaklıkların şekillendiği bir yer olmasını istiyoruz.”

COP31, Türkiye’nin Sıfır Atık Deneyimini Küresel İklim Gündemiyle Buluşturacak

Yazısında Türkiye’nin COP31 sürecindeki rolüne de değinen Ağırbaş, Türkiye’nin ev sahipliğinin döngüsel ekonomi, iklim adaleti, kapsayıcılık ve yerel deneyimlerin küresel iklim gündemine taşınması açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.

Ağırbaş, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Sayın Murat Kurum’un liderliğinde yürütülen hazırlık sürecine işaret ederek, Türkiye’nin farklı alanlardaki deneyimlerini COP31 kapsamında uluslararası iş birliklerine dönüştürebileceğini ifade etti:

“Bir sonraki adım COP31. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Sayın Murat Kurum’un liderliğinde Türkiye’nin bir fırsatı var. Türkiye, döngüsel ekonomiden iklim adaletine ve dezavantajlı grupların daha güçlü temsiline kadar birçok alanda katkıda bulunabilir.

Sıfır Atık Vakfı, yerel deneyimlerin bu sürece dahil edilmesini sağlamak için de çalışıyor. 81 ilde düzenlenen Türkiye Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Çalıştayları aracılığıyla yerel ihtiyaçlar ve olası çözümler belirleniyor. Adana, Mersin, Muğla ve Antalya’da düzenlenen il koordinasyon toplantıları, kıyı illerimizin karşı karşıya olduğu plastik atık sorunlarını yerel koşullar bağlamında ele almamızı sağladı. Bu toplantılardan elde edilen bulguları Türkiye Plastik Atık Çalıştayı’na taşıdık.

Sonuçta, plastik atık artık sadece dar bir kirlilik merceğinden bakılabilecek bir sorun değil. Plastik denizlerimize girdiğinde, etkileri su kenarında kalmaz. Ekosistemleri etkileyebilir, besin zincirlerinde hareket edebilir ve nihayetinde insan yaşamı için sonuçlar doğurabilir. Gelecekte denizlerimizin nasıl görüneceği büyük ölçüde bugün yapacağımız seçimlere bağlı olacaktır.”

İklim Eyleminin Başarısı Toplumun Katılımına Bağlı

Yazısının son bölümünde Ağırbaş, COP31’e giden süreçte iklim ve çevre politikalarının toplumun bütün kesimlerini kapsayan bir dönüşüm anlayışıyla ele alınması gerektiğine dikkat çekti.

Kaynakların daha verimli kullanılması, atığın oluşmadan önce önlenmesi ve tüketim tercihlerinin yeniden değerlendirilmesinin yanı sıra toplumun bu dönüşümün aktif parçası haline gelmesinin önemini vurgulayan Ağırbaş, sıfır atık yaklaşımının günlük yaşamla bütünleşmesinin kalıcı değişim açısından belirleyici olduğunu ifade etti:

“COP31’e doğru ilerlerken, bu anlayışın Türkiye’nin daha geniş vizyonunun bir parçası olması gerektiğine inanıyorum: kullandığımız malzemeler hakkında daha iyi seçimler yapmak, atık oluşmadan önce önlemek, kaynakları daha verimli kullanmak ve toplumun bir bütün olarak bu dönüşümde yer almasını sağlamak.

Amacımız sadece atığı daha etkili bir şekilde yönetmek olmamalı. Mümkün olan her yerde atığı önlediğimiz, kaynaklarımızı koruduğumuz ve üretim ve tüketim şeklimizi doğayla daha uyumlu hale getirdiğimiz bir geleceğe doğru çalışmalıyız.

Belki de Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin Sıfır Atık vizyonunun en önemli derslerinden biri de en basit olanıdır: geleceği korumak, bugünün alışkanlıklarını değiştirmekle başlar. Şimdi yapacağımız seçimler, geride bırakacağımız dünyayı belirlemeye yardımcı olacaktır.”

Haberi Paylaş

Bunları da beğenebilirsiniz

COP31’e Giden Yolda Türkiye’nin Plastik Dönüşüm Vizyonu Masaya Yatırıldı
02 Eyl 2026

COP31’e Giden Yolda Türkiye’nin Plastik Dönüşüm Vizyonu Masaya Yatırıldı

Devamını Oku
COP31 Antalya Yolunda Moğolistan’dan Güçlü İş Birliği Mesajı
07 Eyl 2026

COP31 Antalya Yolunda Moğolistan’dan Güçlü İş Birliği Mesajı

Devamını Oku
COP31’e Doğru İstanbul’da İklim Finansmanını Güçlendirecek İş Birliği Zemini Oluşturuldu
05 Eyl 2026

COP31’e Doğru İstanbul’da İklim Finansmanını Güçlendirecek İş Birliği Zemini Oluşturuldu

Devamını Oku
DOĞUM:
4,500,000
kişi
|
ÖLÜM:
3,000,000
kişi
|
ATIK ÜRETİMİ:
24,000,000
ton
|
PLASTİK TÜKETİMİ:
4,500,000
kg
|
DOĞUM:
4,500,000
kişi
|
ÖLÜM:
3,000,000
kişi
|
ATIK ÜRETİMİ:
24,000,000
ton
|
PLASTİK TÜKETİMİ:
4,500,000
kg
|
DOĞUM:
4,500,000
kişi
|
ÖLÜM:
3,000,000
kişi
|
ATIK ÜRETİMİ:
24,000,000
ton
|
PLASTİK TÜKETİMİ:
4,500,000
kg
|